“Her Fırsatta Kendilerine Yontmaya Devam Ediyorlar” – Nakliyat İş Anadolu Şubesi Başkanı Ali Özçelik ile söyleşi

Salgın günlerinde grev ilanı iş yerine asılırken

Covid19 salgınının dünyada ve ülkemizde beden ve ruh sağlığında yarattığı tahribatlar her geçen gün derinleşiyor. Dönem olağanüstü bir dönem, bu nedenle günümüzde olduğu gibi gelecekte de salt sağlık yönünden yarattığı sonuçlarla konuşulmayacak; aynı zamanda kimin ne dediği ve yaptığı üzerinden de konuşulacak. Yaşam Bellek Özgürlük olarak sesi kısılmak istenenlerle, bugüne dair sözlerinin duyulmasını ve geleceğe taşınmasını sağlamak için söyleşiler yapmaya devam ediyoruz. Bugün 2. söyleşimizi okuyacaksınız. Söyleşi konuğumuz DİSK Nakliyat İş Genel Merkezi Mali Daire Başkanı ve aynı zamanda Nakliyat İş Sendikası Anadolu Şubesi Başkanı Ali Özçelik.
Sorularımız ve Özçelik’in yanıtları şöyle:

  1. Kişisel karantinada olduğunuzu biliyoruz, karantina günleri nasıl geçiyor? Karantina ortamında yaptığınız, yapabildiğiniz işler var mı?

    Bugün kişisel ev karantinamın 12. günü. Nakliyat-İş e üye oldukları için işten atılan ve hak arama mücadelelerini 500’ü aşkın gündür devam ettiren Şanlıurfa Tüvtürk Polçak işçileri direnişi için Urfa’ya hava yoluyla gidip dönmüştüm. Bir hafta sonra aile sağlık merkezinden aradılar, seyahatte kullandığımız uçakta Pozitif bir vaka çıkmış; dolayısıyla 14 gün boyunca evde karantina altında kalmamız gerektiğini söylediler. Her gün arayıp kontrol ediyorlar. Hali hazırda devam eden bir toplu sözleşme görüşmemiz var; karantinadayken sosyal medyanın kerametlerinden yararlanarak görüşüyoruz. 16 Mart’ta Korona virüs nedeniyle bir genelge yayınlandı, genelge işverenlerin oldukça işine yarıyor. Buna rağmen üyelerimizin hak ettikleri sözleşmeyi imzalamak için kararlılıkla çabalıyoruz. Bunun dışında günlerimiz, daha çok sosyal medyadan dünya ve ülke gündemi ile ilgili gelişmeleri takip ederek; kitap okuyarak geçiyor.

  2. Şimdiye kadar ilgi duymayanlar için sendikanızdan kısaca söz eder misiniz?

    Bildiğiniz gibi Nakliyat İş Sendikası 15 nolu Taşımacılık İş Kolunda faaliyet yürüten bir sendika; ambar, kargo, lojistik, araç muayene istasyonları işçileri üye olabiliyor. Taşımacılık iş Kolunda faaliyet gösteren, işyerlerinde örgütlenmeye çalışan gerçek bir sınıf sendikasıyız. Bunun gereği olarak kendi iş kolumuzda olmayan ama haksızlığa uğramış; para babaları düzeni karşısında çaresiz kalmış, sarı sendikacılar tarafından satılmış, farklı iş kollarındaki birçok işçiye de kol kanat geriyoruz. Onlara da hem hukuki hem de fiili destek veriyoruz. İnsanlar genel olarak örgütsüz, sendikasız, bu konuda çok az bilgiye sahip. Özellikle işsiz kalma korkusu işçilerin sendikalara ulaşmasını engelliyor. Elbette, sendikalara olan güvensizlik ve sarı sendikaların varlığı da işçileri olumsuz yönde etkiliyor.

  3. İşkolunda dönemsel olarak gelişmeleri izleyebiliyor musunuz? Durum nedir?

    Hepimizin bildiği gibi dünyada / ülkemizde Covid19 virüsü belası ile karşı karşıyayız. Herkesin bugünlerde dillendirdiği gibi virüs salgınına karşı gerekli ve yeterli önlemler alınmış değil. Taşımacılık iş kolu en riskli gruplardan… Özellikle kargo, lojistik, ambar, araç muayene istasyonları ve PTT çalışanları ciddi risk altında. Virüs salgınından sonra insanlara evde kal çağrısı yapıldı; çalışanlar için herhangi bir önlem alınmadı, ciddi bir düzenleme yapılmadı. Şimdiye kadar Nakliyat İş Eskişehir Şubesi olarak örgütlü olduğumuz işyerlerinde herhangi bir pozitif vaka görülmedi. Kronik rahatsızlığı olan üyelerimiz yaklaşık bir aydır ücretli izin kullanıyorlar. Tabi ki işverenlerin senelik izin veya ücretsiz izin talepleri oldu, ancak kabul etmedik. Tüvtürk Araç Muayene İstasyonlarında örgütlü olduğumuz başta İstanbul, Bursa, Ergene, Trakya’da çalışan üyelerimiz oldukça risk altındaydılar. Muayeneye gelen vatandaşımız da risk altındaydı. Bir günde binlerce araç muayenesi yapılıyordu. Sendikamızın yürüttüğü çalışmalar sonucunda araç muayenelerinin 3 ay, artı 45 gün ertelenmesi sağlanmıştır. Bu süre zarfında vatandaşlara araç muayenesi ya da egzoz muayene süresi geçmiş dahi olsa herhangi bir ceza yazılmayacak.

  4. İşçilerin çalışma düzeninde bir değişiklik oldu mu? Zaman ve haklar bakımından yaşanan gelişmeler neler?

    Çalışan üyelerimiz pazar dâhil haftada 4 gün ücretli izin kullanıyorlar, 3 gün çalışıyorlar. Sendikamıza üye olmayan toplu sözleşmesiz istasyonlarda da bu konuda kazanımlar var. Ambar ve Lojistik iş yerlerinde de işyerinin özelliğine göre buna benzer uygulamalar var. Temel talebimiz zorunlu ve hayati anlamda üretim yapılması gereken yerler dışında tüm çalışanların ücretli izinli sayılması; olması gereken bu, onun için mücadele veriyoruz. Taşımacılık iş kolunda virüs nedeniyle maalesef süreç işçiler açısından pek iç açıcı değil. PTT dağıtıcısı işçiler arasında ciddi bir virüs bulaşığı olduğu dillendiriliyor. Bize gelen şikâyetler ve talepler de var, yine kargo çalışanları ciddi risk altında, çok uzun çalışma saatleri var; yemek ve tuvalet molaları bile neredeyse ortadan kaldırıldı; çalışma süreleri 12 -14 saati bulmaya başladı. İnsanlara evde kal çağrısıyla beraber sosyal medya ve internet üzerinden alışveriş yüzde seksen oranında artmış durumda. Kargo ve lojistik çalışanlarının hayatının ciddi anlamda tehlikeye atıldığı bir dönemdeyiz.
  5. Bazı düzenlemeler yapıldı / yapılması bekleniyor. Gelişmeleri işçiler ve işverenle açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

    16 Mart’ta yayınlanan genelge toplu iş sözleşmesini arabulucuya, hakeme yönlendiriyor; yetki tespiti ile grev oylamasını kullanılamaz hale getiriyor. Yönetmeliğe göre Bakanlık tarafından yürütülecek iş ve işlemlerin tamamı durduruluyor. Sonuçta toplu sözleşme imzalanmayınca işçiler aynı ücretle, aynı koşullarda çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor. Ne zamana kadar belirsiz, genelgenin şartları hükümet tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar. Ayrıca bu genelgeyle, sendikaların yeni örgütlendiği işyerlerindeki yetki tespit başvuruları da Bakanlık tarafından bekletilecek; yine ne kadar bekleteceği meçhul. Bu süreçte sendikalar sadece üye yapabilecek ama çoğunluk tespiti ya da toplu sözleşme yetkisi alamayacak. Toplu sözleşme süreçleri devam eden işyerlerinde işverenlerin eline ciddi fırsatlar verilmiştir. Birçok işveren toplu sözleşme sürecini sekteye uğratmak için bunu çok rahat kullanacaktır. Akıl almaz bir genelge.

  6. Burada konfederasyonların pozisyonları nedir? Sizin sendika olarak ayrıca bir değerlendirmeniz, itirazınız oldu mu?

    Sonradan öğrendik ki üç konfederasyon, Türk İş-Hak İş ve maalesef Disk de ortak imza ile bu genelgeyi kabul etmiş. Böyle bir akıl tutulması izah edilemez. Üç konfederasyon da bu konuda işçiye hesap vermelidir. Bu genelge yasalara aykırıdır, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasasına uygun olarak çıkarılmamıştır. Genelge ve yönetmeliklerin yasalara uygun olması gerekir. Biz sendika olarak, bu genelge yasalara aykırı olduğu için uygulamanın iptalini talep ederek dava açtık. Bir diğer sorun da “sözde” işten çıkartmaların yasaklandığı düzenleme ve yer aldığı torba yasa. Aslında yasa ilk açıklandığında “bizim çabamızla çalışmalarımızla oldu” gibi söylemlerle bu işin üstüne konmaya kalkanlar oldu. İşin aslı ortaya çıkınca bu sözlerini geri almak zorunda kaldılar. Çünkü yasa Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin, Türkiye İşveren Sendikalarının isteğiyle çıkmıştı. İşten çıkartmalara kesinlikle herhangi bir yasak yok, tam tersine ücretsiz izne çıkartma adı altında, işçiyi işten çıkartmak meşrulaştırılıyor.
    Bunun karşılığında işçiye 1.168 TL ödenecek. 4857 sayılı İş Yasasının “Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Uymama” başlıklı 25/II maddesine göre tazminatsız çıkışlar hala serbest. Bu tasarıda; işverenlerin işçilerin onayını almadan doğrudan ücretsiz izine çıkartabilme hakkı getiriliyor. İş Kanunda işçinin onayına bağlıdır. Ayrıca, işverene ücretsiz izine çıkartma hakkını vermekle, haksız feshin sonuçlarına karşı da işverenler korumaya alınıyor. İşçinin 24/III. maddeye göre fesih hakkı da ortadan kaldırılıyor ama 25/II’ye göre fesih hakkını yürürlükte tutarak işverenlerin, işçileri bu maddeye göre ihbarsız ve kıdemsiz çıkartmalarının önü açılıyor ya da teşvik ediliyor. Ayrıca verilecek paranın bir kısmı işçiden kesilerek işsizlik fonunda biriken paradan karşılanacak. Yani işverenin cebinden çıkan bir şey yok. Mart 2020 verilerine göre bir kişinin yaşam maliyeti 2847 TL, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2345 TL iken 1168 lirayla yani yarım asgari ücretle insanlar nasıl geçilecek. Şimdi buna işçilerin, çalışanların yararına bir yasa diyebilir miyiz? Bir kez daha yaşayarak görüyoruz ki emperyalist düzende, para babaları her fırsatta kendilerine yontmaya devam ediyorlar.

  7. Salgın günlerinde sadece halk sağlığı tartışılmıyor. Bilindiği gibi yaygın şekilde kapitalist / emperyalist sistem de sorgulanıyor. Sizin değerlendirmeleriniz nedir?

    Corona virüs salgını ile yeniden emperyalist sistem tartışılmaya başlandı. Benim için çok kıymetli olan bir büyüğüm şöyle bir mesaj atmıştı: Bu şekilsiz çirkin şey, Covid19 büyük bir şey yaptı; emperyalist- kapitalist sistemin ne kadar insan, doğa ve hayvan düşmanı olduğunu en kör gözlere bile gösterdi. Sistemin en büyük metropollerinde bile görüldü ki sağlık emekçileri için halk için en basit sağlık gereçleri bile yok. Doktorlar hasta seçmek zorunda bırakılıyor. Öte taraf tan Sosyalist Küba tarih yazıyor, görebilen için… Bir kez daha ortaya çıktı ki emperyalizm öldürüyor sosyalizm yaşatıyor. Bu her namuslu insanın kabul etmesi gereken son derece önemli bir tespittir.
Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.