“Salgın Toprağın, Suyun, Buğdayın, Tohumculuğun Ve Genetiğin Stratejik Değerini Gösterdi” – Tarım Orkam Sen Eskişehir Temsilcisi Hamza Yaşar Akın ile söyleşi

Bugünün söyleşi konuğu KESK üyesi Tarım ve Orman Çalışanları Sendikası (Tarım Orkam Sen) Eskişehir Temsilcisi Veteriner Hekim Hamza Yaşar Akın. Akın ile salgının sosyal yaşamı, tarımı ve sokak hayvanlarını nasıl etkilediğini konuştuk. Aşağıda Yaşam Bellek Özgürlük’ün sorularını ve Akın’nın yanıtlarını bulacaksınız.

1-Hamza Yaşar Akın kısaca kendini tanıtabilir mi?

1987 yılında kamu görevine başladım. Erzurum Tokat, Afyonkarahisar, Eskişehir il ve ilçelerinde Veteriner Hekim ve İlçe Müdürü olarak görev yaptım. Halen gıda kontrol laboratuvarında çalışmaktayım. KESK Tarım Orkam Sen üyesiyim. Sosyal demokratım. Siyasi iktidarın yerel temsilcilerinin devlet memuru üzerinde güç gösterme zafiyetlerine maruz kalarak sürgünler yaşamış bir insanım. Evliyim, eşim Nural Akın CHP Odunpazarı İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor. Endüstri Mühendisi ve Hamburg Üniverstad Hastanesi Psikiyatri Kliniği Hekimi olarak çalışan iki kızım var.

2-Salgın günlerinde zaman nasıl geçiyor?

Yıllardır Zoonoz Hayvan Hastalıkları Mücadelesinde görev aldığımdan, çalışma günlerim dışında karantina tedbirleri uygulamaya özen gösteriyorum. Kitap, gazete, Viroloji ders notlarını okuyorum, İnternet ortamında satranç, briç oynayarak vakit geçiriyorum.

3-Şube yönetimi ve üyelerle örgütsel işleyişi nasıl sürdürüyorsunuz?

İl temsilciliği üyelerinin katılımcı olduğu aktif WhatsAap grubumuzda sorunları, önerileri, görüşleri değerlendiriyor, ortaklaşan kararlar alabiliyoruz. Bursa Şube ile ortak WhatsApp grubumuz var. Teknolojiden yararlanıyoruz. Ortak çalışma alanlarımızda üyelerimizle korunma önlemlerine riayet ederek yüz yüze görüşmeler yapabiliyoruz.

4-Eskişehir’de salgınla ilgili yaşanan gelişmeleri izleyebiliyor musunuz?

Eskişehir özelinde salgınla ilgili sağlıklı haber alma ve izleme imkanının olmadığı bir gerçek. Verilerle ilgili Valilik, Sağlık Müdürlüğü ketum tavrını sürdürüyor. Açıklamaların şeffaf ve teyit edilmiş güvenilirlikte, kuşku oluşturmayacak şekilde toplumla paylaşılması halkın salgınla mücadeleye katılımını yükseltecektir. Bilgi kaynaklarım çevremdeki insanlar, tanıdık sağlık çalışanları, sosyal medya paylaşımlarıdır. Fısıltı gazetesi haberleri spekülasyonlara sebep olmaktadır.

5-Bu döneme ilişkin işkolunuz kapsamında çalışma koşullarında değişiklik oldu mu? Covid19 pozitif üyeniz var mı?

Kamuda Corona virus salgınına duyarlılık gösterebilecek ve yüksek risk grubunda olan / kronik rahatsızlıkları bulunanlar ve süt izni kullananlar idari izinli sayıldılar. Diğer kamu çalışanları esnek ve dönüşümlü çalışma modeli ile kamu hizmetini aksatmayacak sayıda, kurum faaliyetlerini yerine getirmektedirler. Covid19 pozitif test sonucu bulunan üyemiz yoktur. Fakat kurumlarda pozitif test sonucuna sahip çalışanlar mevcuttur. İş yerlerine girişte ateş ölçümleri yapılmakta, dezenfektan bulundurulmaktadır. Çalışanlar kendilerinin temin ettikleri maskeleri kullanmaktadırlar.

6-Eskişehir özelinde Valilik, Sağlık Müdürlüğü veya Belediyeler tarafından salgına ilişkin arandınız mı? İl düzeyinde bir beklentiniz veya öneriniz var mı?

Bahsi geçen kurumlardan salgına ilişkin herhangi bir sebeple arayan olmadı. Salgınlarla mücadelede toplumsal katılımların yüksekliği başarı kazanma oranını yükseltecektir. Mücadelede görev alan kurumsal organizasyonlara sivil toplumun, meslek örgütleri temsilcilerinin (Tabipler Odası, Veteriner Hekimler Odası, Diş Hekimleri Odası, Eczacı Odası) katılması, görüş ve önerilerinin alınması ve hayata geçirilmesi gerekliliktir. Kurumlar arasında eş güdüm ve koordinasyonun sağlanması, mücadelenin sağlıklı yürütülmesine katkı sağlayacaktır.

7-Ülkemizde Tarım işçiliği bağlamında her yıl göçler yaşanır. Covid19 salgını tarım göçünü nasıl etkiler?

Topraksız emekçiler (göçer tarım işçileri) tarımsal üretimin her aşamasında görev yapmaktadırlar. Makineleşmenin olmadığı koşullarda, tarımsal hasılanın tüketiciye ve endüstriye ulaştırılmasında büyük katkıya sahiptirler. Yaşam alanlarının yüzlerce kilometre uzağında taşınmalarından barınmalarına kadar çok büyük zorluklar yaşayan, yarıcı yevmiyeci olarak düşük ücretle çalışan yaklaşık 2-2,5 milyon insan tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaktadır. Topraksız emekçilerin kısıtlama tedbirlerine tabi tutulması ürün bazlı olmak üzere verim ve kalite düşüklüğünden, ürün kıtlığı ve yokluğuna varacak ölçüde gıda krizine neden olabilecek sorunların yaşanmasına neden olur. Salgın bu vakte kadar göz ardı edilen tarımsal üretimin öneminin kavranmasına neden oldu. Topraksız emekçilere daha özenli davranılmalı, devletçe sigortalanarak sosyal güvenceye kavuşturulmalı, fiziki mesafe koşullarını sağlayacak şekilde taşınmaları için ulaşım maddi desteği verilmeli. Barınmaları için ilave çadırlar verilerek kalabalık olarak bir arada yaşamalarının önüne geçilmeli. Temiz içme ve kullanma suları temin edilmeli. Maske, sabun, dezenfektan, eldiven teminleri kolaylaştırılmalı ve ücretsiz sağlanmalıdır. Geçici tuvaletler konulmalı, atıkları yaşam alanlarından uzaklaştırılmalıdır.

8-Salgın nedeniyle evlere kapanmanın yaygınlaşmış olması sokak hayvanlarına nasıl yansıyor, sokak hayvanları için yerel yönetimlere ve bireylere önerileriniz var mı?

İnsan hareketlerinin kısıtlanması, gıda tüketim noktaları faaliyetlerinin büyük ölçüde durdurulması, yaşam sürdürülebilirliği için zorunlu olan yem ve su bulamamalarına neden olmaktadır. Belediyeler belirli beslenme noktalarının sayısını artırarak yem ve su ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Hayvan barınakları iyileştirilerek kapasiteleri artırılmalı, bakıma muhtaç hayvanlar buralara taşınmalıdır. İnsanlar evlerinin önlerine bir kap yem ve su bırakmalı, beslemede gönüllü hayvan severler kısıtlama günlerinde özel izinli kabul edilmelidir. Bugüne kadar kedi, köpek gibi evcil hayvanlardan insanlara Corona19 virüs enfeksiyonu geçtiğine dair bir bilgi ve veri yoktur. Sahip olduğumuz hayvanlarımızı da sokağa terk etmeyelim.

9-Türkiye ve Eskişehir bağlamında salgınla mücadeleyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Devletin bağış kampanyası, belediyelerin aş evleri ve bağış hesaplarının bloke edilmesi ile ilgili değerlendirmeleriniz neler?

Demokrasinin kurumsallaştığı demokratik ülkelerde açıklanan verilere güvenirliliğin yüksek olduğu görülmektedir. Ülkemizde Bilim Kurulu tavsiye yönlü değil de yaptırımlı karar alabiliyor olsaydı iyi sonuçlara daha kısa zamanda ulaşılabilirdik. Ülkemiz kötü yönetildiği bir ortamda ve iyi olmayan verilere sahip ekonomi tablosu ile salgınla karşılaştı. Salgın tabloyu daha da ağırlaştırdı, daha da ağırlaştırması kaçınılmaz. Artan yoksul insanlara ilave yardıma ihtiyaç duyan daha fazla insan varlığı ortaya çıktı. Belediyelerin bu insanlara ayni ve nakdi yardımda bulunmalarından daha doğal bir şey olamaz. Belediyelerin yasallık gözeterek yoksul ve ihtiyaç sahiplerine yönelik fayda temelli çalışan aş evlerinin ve bağış hesaplarının iktidar tarafından bloke edilmesi, buradan faydalanacak olan insanlara zulmetmek anlamına gelir. AKP’nin ayrıştırıcı, ötekileştirici, kamplaştırıcı ve terör örgütleri ile bağdaştırıcı ifadeler kullanarak yaptığı savunma kabul edilemez. AKP sefaleti ve cehaleti yönetme politikasını kimseye kaptırmamak uğraşındadır. Salgınla mücadele samimiyet ve kararlılıkla yürütülmeli, mücadele siyasi rant aracı olmamalıdır.

10-Covid19 sonrası dönemde dünya ve Türkiye ölçeğinde neler değişir, neler değişmez? Toplumsal ve kamusal çıkar bağlamında yeni mücadele araçları ve yöntemleri gelişebilir mi?

Salgının dünyada ve ülkemizde ekonomik üretkenlikte durgunluğa, GSMH’nin küçülmesine, işsizlik oranlarının artmasına, ekonomik durgunluğa, devletin direkt ve dolaylı vergi gelirlerinin düşmesine, üretim ve tedarik zincirinin bozulmasına nihayet ekonomik buhrana sebep olabileceği öngörülmektedir. Salgın, kapitalist liberal ekonominin tartışılmasını sağlasa da terk edilmesine neden olmayacaktır. Ülkeler salgında aksayan ve ihtiyaç duyulan hizmet ve üretim alanlarında kamusal faydayı gözeten yaklaşımlara ve iyileştirmelere ihtiyaç duyacaktır. Ticaret savaşları ve korumacı ekonomi uygulamalar görülecektir. Bireysel anlamda geleneksel sosyal davranış, tüketim alışkanlıkları değişecektir. Ekonomik krizler antidemokratik uygulamalara, totaliter, ırkçı, militarist politikaların güçlenmesine neden olabilir. Krizin faturası işçilere, emekçilere, dar gelirli ve sabit ücretle çalışanlara, emeklilere, küçük esnafa, çiftçilere kesilmeye çalışılacaktır. Demokratik kitle örgütleri sivil toplum örgütleri baskı altına alınmaya çalışılacaktır. Ekonomik krizden en çok etkilenecek kesimler örgütlü mücadeleye katılmalı, sınıf dayanışması içerisinde mücadele verilmelidir.Salgın toprağın, suyun, buğdayın, tohumculuğun ve genetiğin stratejik değerini gösterdi. İnsanlara çevre ve ekoloji gözetilerek üretim yapılmasının önemini hatırlattı. Covid19’a etkin, çapraz bağışıklık sağlayabilen aşı veya hastalığın tedavisinde kullanılacak etkili ilaç bulununcaya kadarki süreç değişimleri tetikleyecek ve yaşam sıkıntılı geçecektir.

Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.